
Cihan Butak Haberdiyarbakir.Org Haber Ajansı // Columnist İletişim [email protected]
Dünyaya kalplerinin rengini verip bakmaya çalışanlar için şunları söylersem sizce yerinde olur mu? Bir çocuğun gökyüzünü mavi sanması kadar doğal, bir bahar dalının yeniden çiçek açacağına inanması kadar masumdur bu bakış. Çünkü insan önce kendini bilir. Kendi vicdanını tanır, kendi sevgisini ölçü alır. Sonra da karşısındaki herkesi o aynada görmeye başlar.
İşte kırgınlıklar biraz da burada filizlenir yeşerir.
Bir dostun omzuna başını koyarsın; senin taşıdığın yükü onun da taşıyacağını sanırsın. Bir el uzatırsın karanlıkta kalmış birine; gün gelir sen düştüğünde aynı elin sana uzanacağını beklersin. Bir kalbi severken, kendi sadakatinin yankısını duymayı umarsın.
Ama hayat, yankının her zaman geri dönmediği büyük bir dağdır.Bağırdığın iyiliğin bazen geri dönüşü kötülük olabilir.
Bugün birçok insanın mutsuzluğunun sebebi, verdiği sevgiyi geri alamamaktan çok; sevgiyi bir alışveriş gibi görmesidir. “Ben bunu yaptım, o da bana bunu yapmalı” düşüncesi kalbin görünmez muhasebesidir.
Halbuki gerçek sevgi, hesabı olmayan sevgidir.
Niyesizdir…
Bir gün dönüp geriye baktığınızda, sizi yaralayan insanların isimlerini unutabilirsiniz. Ama kimseyi kırmamaya çalıştığınız günleri unutmazsınız. Çünkü insanın gerçek serveti banka hesabında değil, vicdanında biriktirdikleridir.
Belki de mesele, herkesi kendimiz gibi sanmaktan vazgeçmek ama kendimiz gibi kalmaktan vazgeçmemektir.
Dünya kötü insanların yüzünden değil; iyi insanların kırılmaktan korkup iyilikten vazgeçmesi yüzünden daha karanlık olur.
İnsan en çok, içinden geldiği gibi sevdiği yerden yaralanır.
Çünkü kalp, ihanetle değil; beklentiyle kırılır çoğu zaman.
Beklediğin vefa gelmeyince…
Beklediğin sadakat susunca…
Beklediğin dostluk uzaklaşınca…
İnsan karşısındakine değil, kendi inancına ağlar.
Yine de bütün bunlara rağmen iyi kalabilmek vardır.
İşte asıl marifet budur.
Seni eksiltmeye çalışanların arasında çoğalmaktır.
Sana taş atanlara rağmen çiçek açabilmektir.
Kırıldığın yerden sertleşmek yerine, olgunlaşabilmektir.
Çünkü kötülük bulaşıcı olabilir; ama iyilik de öyledir.
Ve bazen bir insanın bütün hayatı, kalbini kirletmeden yaşayabilme mücadelesinden ibarettir.
Belki artık herkesi kendimiz gibi sanmamalıyız.
Ama kendimiz gibi kalmaktan da vazgeçmemeliyiz.
Çünkü bu dünyadan geriye kalan şey; ne kazandığımız paralar, ne haklı çıktığımız kavgalar, ne de bize yapılan haksızlıkların hesabıdır.
Geride kalan tek şey, kaç kalbe dokunabildiğimizdir.
Bir gün ömür denen uzun yolun sonuna geldiğimizde, belki elimizde büyük başarılar olmayacak.
Ama vicdanımızın sessizce kulağımıza fısıldadığı bir cümle olacak:
“Sen sevdin.”
Karşılık gördüğün için değil;
Niyesiz sevdiğin için…






















Yorum Yazın