
Cihan Butak
Haberdiyarbakir.Org Haber Ajansı// Columnist
İletişim [email protected]
Gelin 2010 yılına gidelim…Biraz maziden esinlenerek ve Rahmetli Erdal Tosun’un son yıllarda bütün sosyal medya mecralarında yeni yeni anlaşılan o müthiş repliğinden yola çıkarak gitmek ve kalmak üzerine düşünelim beraber. Bende size gitmek mi? Yoksa kalmak mı? Diye sorayım yazımın sonunda. Yıl 2010 ‘Rina’ filmi gösterimde Memo karakterine can veriyor Erdal Abi. Araştırdım asıl replik o değil ekliyor kendi "Gitmek cesaret ister ufaklık. Gideceğin yer neresi olursa olsun; sevdiklerinle arana mesafe girince, varış yerinin hiçbir anlamı kalmaz." Diyor bir geminin arkasından bakarak ve ekliyor
Vedalaşmak da zor iştir biliyor musun? Gitmek mi zordur kalmak mı bilmem ama; asıl zor olan, vedalaşmaktır." yanında oturan küçük çocuğa.Bence bu sözler, gidişin sadece bavulunu toplayıp bir yerden ayrılmak olmadığını, arkada bırakılanların ve göze alınan belirsizliğin ağırlığını anlatır.Çokta güzel anlatır.İnsanı alır götürür fikrimce.Şimdi nereden çıktı bu gitmek-kalmak diyen okuyucu sen hiç gitmedin mi?
Arkana baka baka. Ya da kalmadın mı? Hiç kalmak istemediğin şartlarda. Ama işin en zor tarafı şudur: Gitmek cesaret ister, kalmak ise sabır. Kimi insanlar giderken hafifler. Arkasına bakmadan yürür, geçmişi bir tren camından izler gibi izler. Kimi insanlar ise kalmayı seçer. Çünkü sevmenin biraz da dayanmak olduğuna inanırlar. Her kırgınlığın onarılabileceğini, her sessizliğin bir gün konuşacağını düşünürler.
Oysa hayat bize şunu öğretir: Bazı insanlar gitmek için gelir, bazılarıysa kalmayı hiç beceremez. Bir insanın yanında kalması, sadece bedeniyle aynı ortamda bulunması değildir. Kalmak; zor zamanda omuz olmak, susarken bile anlaşılmak, “buradayım” diyebilmektir. Gitmek ise bazen bir vedadan bile sessiz olur. İnsan bir gün fark eder; konuşmalar azalmış, gözler başka yerlere dalmış, aynı masada oturan iki yabancı olmuşlar.
Belki de en büyük kırgınlık, gidenlere değil… Kalıyor gibi yapıp çoktan gitmiş olanlaradır. Ve insan yaş aldıkça şunu anlıyor: Her giden kayıp değildir, her kalan da huzur değildir. Bazen gitmek kendini kurtarmaktır, bazen kalmak kendinden vazgeçmek… Şimdi dönüp hayatımıza baktığımızda hepimizin içinde yarım kalmış bir “gitmek” ya da gecikmiş bir “kalmak” vardır. Kimimiz bir trene geç kalmışızdır, kimimiz yanlış istasyonda yıllarca beklemişizdir. Ama ne olursa olsun…İnsan en sonunda şunu öğreniyor: Bir yerde sevgi bittiyse kalmanın anlamı yok, sevgi gerçekten varsa gitmenin yolu yok. Şimdi soruyorum size Gitmek mi? Kalmak mı? Eyvallah…






















Yorum Yazın